Hizbullah terörünün nihai amacını gerekçeli kararında yazdı, tehlikeye dikkat çekti…

Terör örgütü Hizbullah’ın askeri kanat yapılanmasında yer alan tetikçi Mithat Yılmaz işlediği cinayetlerin sayısı, işkence ve kaçırma yöntemleri, eylemlerin yoğunluğu ve vahim nitelikte olması nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı.

Karar bu haliyle Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunarak oy birliğiyle onandı.

Yılmaz’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis hükümlüsü olduğu için tıpkı Abdullah Öcalan gibi hiçbir infaz indiriminden yararlanamayacağı ve ömrünü tamamlayana kadar cezaevinde kalacağına dair CMK’da kesin hüküm bulunmasına rağmen bu kanun maddeleri çiğnenerek Mithat Yılmaz 1 Mart 2019 günü yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “Adil yargılanmadığı” gerekçesiyle tahliye edilip yeniden yargılama kararı alındı.

Yılmaz’ı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandıran heyette yer alan hakim Oktay Kuban’ın yazdığı 766 sayfalık gerekçeli kararda terör örgütü Hizbullah’ın hedef aldığı kişiler, eylem ve nihai amacı tek tek anlatıldı.

Kitap haline dönüştürülen gerekçeli kararda, örgütün hücre evlerine yapılan baskınlarda ele geçen doküman ve belgelerde, Hizbullah’ın kendileriyle aynı görüşten olmayanların öldürülmesi gereken “Kâfirler” olarak gördüğü, amacının ulus devleti ortadan kaldırıp İslam halifeliğini getirmek olduğuna dikkat çekildi.

“TOPLUMU BİZ VE ONLAR DİYEREK AYIRMIŞTIR”

Hizbullah’ın fikri yapısının özellikle İran İslam devriminin örnek alınarak kurulduğunun altını çizen hakim Oktay Kuban kararında şu tespitlerde bulundu:

*Hizbullah, toplumu inananlar ve geri kalanlar (Kâfirler) diye kesin bir çizgiyle ‘Biz ve onlar’ diye ayırmıştır. Demokratik laik devlet din düşmanı olarak görülmüştür. Örgüt yöneticileri, örgüt üyelerine laik düşüncede olanları, sol görüşlü olanları hedef göstermiş, özellikle Atatürkçü Düşünce Derneği, Lions ve Rotary Kulüpleri hakkında bilgi toplayıp izlemiştir.

*Kendi yaşam tarzını kabul ettirmeyi ilahi bir görev görmüş, en belirgin özelliği yeterli sayı ve imkânı bulduğunda cihat aşamasına önem vermesidir. Demokratik laik devlet, sol görüşlü ve laik düşüncede olanlar İslam düşmanı olarak görülmüştür.

*Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, İslami kanunlarla idare edilmediği için her türlü eylemi gerçekleştirmenin büyük bir dini vecibe olduğunu belirtilmektedir. Örgüt, kendi tabanına ‘Müslüman olan cemaatsiz olmaz’ diyerek biat metni imzalatılarak hareketleri kontrol altında tutmaktadır.

CAMİLERİ EYLEM PLANI YAPILAN BİR KIŞLA GİBİ KULLANDI

*Hizbullah terminolojisinde cihat aşaması, kendileri gibi düşünmeyenlerin öldürülmesi gerektiği süreç olarak görülmektedir.

*Kendilerini kurban etmeye inanan örgüt mensupları örgüt ideolojisi doğrultusunda yapacakları eylemlerde hiçbir kırmızı çizgilerinin olmadığı cihatçı aşamaya ulaşmışlardır. Kısaca cihat siyasal iktidarı ele geçirip İslami şeriat esaslarına dayalı devlet kurmak için yapılan terörizmin silahlı aşamasıdır.

*Dini değerleri korumak adı altında o değerleri acımasızca tahrip eden şiddet hareketi aşamasıdır.

*Örgüt askeri kanadında eylem timi sayısı 2 ve 6 arasında değişirken, eylem grupları şeklinde bir hiyerarşik yapı bulunmaktadır. Silahlı ve satırlı saldırıların incelendiğinde profesyonelce gerçekleştirildiği, şahıslara yönelik eylemlerde son derece ustaca çalışan tetikçilerin kullanıldığı, genellikle enseye sıkılan tek kurşunla şahısların öldürüldüğü, sorgulanacak kişilerin genellikle kara çarşaf giydirilerek bir şehirden bir başka şehre götürüldükleri, cesetlerin buzdolabı içinde hücre evlerin altlarına gömüldüğü tespit edilmiştir.

*Örgüt ibadet yeri olan camileri eylem planı yapılan, silah kullanma eğitimi verilen ve eylem sonrası silahların gizlendiği bir kışla gibi kullanılmıştır.

*Karşı çıkan cami imamları öldürülerek camiler ele geçirilip örgüt evi gibi kullanılmıştır. İslam dinini, değerleri korumak adı altında o değerleri acımasızca tahrip eden Hizbullah, camilerimizi de korkunç ve acımasız eylemlerinde kullanmaktan çekinmemiştir.

*Camilerin şüphe çekmemesi için kullanıldığı ve uzun süre güvenlik güçlerince fark edilmediği için tetikçiler cinayet sonrası yakalanamamıştır.

“ŞEHİRDE PKK’YA GÖRE DAHA ÇOK İNSAN ÖLDÜRMÜŞTÜR”

Örgüt üyelerinin aşırı tutucu olup, kendilerini terörist değil, din uğruna mücadele eden militan olarak gördükleri, Humeyni’yi lider olarak gördükleri için genellikle İran’lı yazarların kitaplarını okuduklarına vurgu yapan hakim Oktay Kuban yazdığı kararında şu noktaların altını çizdi:

*PKK bölgedeki muhafazalar tabanı kendine çekmek için dini motifleri kullanınca her iki örgüt arasında çatışmalar yaşanmış ve 1990’lı yıllarda aralarında basın mensupları, doktorlar, öğretmenler, milletvekilleri, sendikacılar cami imamları başta olmak üzere yüzlerce kişi öldürülmüştür.

*Hizbullah yapılanması PKK gibi olmayıp şehir örgütlenmesi olduğu için bu avantajı kullanarak daha çok insan öldürmüştür. Örgüt; eleman temininde polis ve jandarmayla bağı olmayan kişileri özenle seçmiş, olanları ise sorgulamıştır.

“BENDEN DEĞİLSEN YAŞAMA HAKKIN YOK”

– Terör demokratik laik hukuk düzeni ve ulus devleti yıkmak amacına yönelik olarak yapısı icabı korkuya açık olan toplum bireylerinin, özellikle iradelerinin direncini kırmaya, azaltmaya elverişli sayılan vasıtalarla gerçekleştirilen kendi düşüncesi dışında acımasız, bağışlamasız bir ideolojik baskı veya şiddet kullanılması tehlikesidir.

*Cami eksenli örgütlenen Hizbullah, devlet camilerinde namaz kılınamayacağını, kendilerinden olmayan cami imamlarının kâfir olduğu propagandasını işlemiştir. Örgüt topluma, ‘Benden yana mısın, değil misin? Benden değilsen düşmanımsın, düşmanımsan hedefimsin, senin yaşama hakkın yoktur’ şeklinde taraf olma çağrısı yapmıştır.

*Bütün dinler düşmanlığın ve savaşın karşısında olup insanlara barışı ve sevmeyi emretmesine rağmen Hizbullah, eylemlere başladığı 1980’li yıllardan beri din adına terörün olmazsa olmaz koşulu olan şiddeti yoğun ve acımasızca uygulayan bir terör örgütüdür.

*Demokratik laik hukuk düzenini temelinden tehdit eden yakın ve muhakkak bir tehlike oluşturmuştur. Uyguladığı acımasız şiddetle Güneydoğu’da yıllarca korku salmıştır.

*Örgüt evlerinden ve cami altlarından çıkarılan cesetler örgütün korkunç ve acımasız yüzünü ortaya koymuştur. Dini koruma adı altında yüzlerce insanı insanlık dışı işkencelerde sorgulayıp öldürmüştür.

*Anlatılan bu nedenlerle sanıkların işledikleri suç sabit görüldüğünden haklarında mahkumiyet hükmü kurulması için tam bir vicdani kanaat mahkememizde hasıl olmuştur.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir