Müslüman doğup Hristiyan öldü! Mısır’ın Türk kraliçesinin ABD’deki sonu: 4 milyon dolara satıldı

Img

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek – 28 Haziran 1894’te İskenderiye’de dünyaya gözlerini açan Nazlı Sabri, Abdül Rahim Sabri Paşa’nın 3 kızından biriydi. Kız kardeşi Nawal 6 yaşında, en küçük kardeşi olan Emine ise 19 yaşında hayatını kaybetmişti. Nazlı Sabri bu kayıpların ardından Türk ve Fransız kökenli ve Osmanlı saraylarından çıkan ailesinin tek kızıydı. Ailesi Osmanlı’nın saygın isimlerinden oluşan Nazlı Sabri, önce kuzeni Halil Sabri ile evlenmişti. 11 ay süren bu evliliğin ardından Nazlı Sabri kendisi gibi ikinci evliliğini yapacak olan Mısır Kralı I. Fuad’la 1919’da evlendi. Artık hayatında yeni bir perde açılıyordu. Üstelik hem kendisi hem de ailesi için yeni fırsatlar, makam ve zenginlikler kapıdaydı. Ancak Nazlı Sabri ne yazık ki bundan fazlasını istiyordu. Bolluk içinde yaşanan gençlik yıllarında hep ‘özgürlüğü’ istemişti. Nazlı Sabri’ye göre özgürlük o lüks ve ihtişamlı hayattan fazlasıydı. Bir kere hayal ettiği hayatı sarayda yaşayamayacağına inanıyordu. Seçimleri Mısır’ın güzel Kraliçesi’nin Kral olan oğlu tarafından ‘ihanet’ ettiği yönünde değerlendirilmesiyle sonuçlanacaktı. Üstelik Kraliçe Nazlı’nın kızı Prenses Fethiye’de Mısır’ın kara listesindeydi. İşte İskenderiye’de Müslüman olarak doğan Nazlı’nın ihtişamlı hayatının ABD’de bir Hristiyan olarak biten dramatik sonu!

‘NAZLI SABRİ’ MÜSLÜMAN DOĞUP ‘MARY ELİZABETH’ OLARAK YAŞADI!

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Abdül Rahim Sabri Paşa, Osmanlı için önemli devlet adamlarından biriydi. Saraylara davet edilen, önemli devlet görevlerine atanan ve Osmanlı’yı temsil eden saygın paşalardandı. Tabii Sabri Paşa’nın ailesi de özel eğitimler alıyor, yurt dışındaki üniversitelerde öğretim görüyordu. Hayat onlar için hem yaşanılacak hem de temsil edilecek şeylerden meydana geliyordu. Paşa’nın genç yaşta hayatını kaybetmeyen tek kızı Nazlı da eğitimine hususiyet gösterilmiş, güzel bir kadındı. Haliyle Nazlı’yla evlenmek isteyenler de yüksek mertebeden kişiler oluyordu. Ancak bir Paşa kızını memnun etmek pek de kolay olmazdı; dünyayı ayakları altına serseniz bile! Öyle ki Nazlı Türk kuzeni Halil Sabri ile kısa süreli evliliğinin ardından, Mısır Kralı I. Fuad ile evlenmeye hazırlanırken de kendisine elmaslar, saray yaşamı ve büyük imkânlar sunulmuştu. Kızı bir kralla evlenen Paşa da daha sonra önemli görevlere getirilecek, Vali Paşa olarak gittiği Mısır’da Bakanlık koltuğuna oturacaktı. Ancak tüm bunlar adeta altın bir kafeste yaşamaya çalışan Nazlı için dayanılması güç şeylerdi. Kral I. Fuad ile olan evliliği boyunca sarayda hapis hayatı yaşamıştı ve özgürlüğü tamamen kısıtlanıyordu. Oysa gençlik yıllarını Fransa‘da eğitim alarak geçiren Nazlı, döneminin çok ötesinde modern ve vizyoner bir kadındı. Kral Fuad’ın aşırı kıskanç ve otoriter tutumu, her ne kadar lüks bir hayat yaşıyor olsa da bunu maskeliyordu.

Abdül Rahim Sabri Paşa, 1913’ten 1917’ye kadar Menofia valisiydi. Bu süreçte gelecekte Mısır Kralı olacak Prens Fuad ile güçlü bir ilişki kurmuştu. Bu güçlü ilişkileri I. Fuad tahta geçtiğinde Abdül Rahim Sabri Paşa’ya ilk terfi fırsatını doğuracaktı. Kral I. Fuad’ın emriyle Paşa, 1917’den 1919’a kadar Kahire valisi olarak görev yaptı. Kral I. Fuad, Nazlı Sabri ile evlendikten sonra ise Mayıs 1919’da Abdülrahim Sabri Paşa Tarım Bakanı olarak atandı. Bu evlilikle hem Nazlı hem de ailesi için yıldızlar daha da parlak hale gelmişti. Her şeye rağmen Kraliçe Nazlı, bu hayatı istemiyordu. Kızı Fethiye ile ABD’ye gidişi de ‘özgürlük’ arayışındaki en büyük hamle olmuştu. Bir okyanus ötedeki hayatında ise Nazlı, bir Müslüman değil Hristiyan olarak nefes alacak ve ‘Mary Elizabeth’ ismiyle yaşamını sürdürecekti.

TÜRK PAŞA’NIN KRALİÇE KIZI: ABD’DE SEFALET İÇİNDE

1940’lı yılların sonlarına yaklaşılmış, takvim yaprakları artık yeni bir on yıla geçmeye hazırlanmıştı. Kraliçe Nazlı Mısır’ın kuralları ve sınırları olan lüks saraylarından sıkılmış ve sağlık sorunlarını gerekçe göstererek rotasını ABD’ye çevirmek istemişti. Pek çok kişi onun tedavi olup geleceğini sansa da Nazlı, yalnızca kızı ve kendisinin bildiği bir gerçeği saklıyordu. Bir daha dönememek üzere gidiyordu. Her şeyi göze almışlardı. Onlar artık Mısır tarafından hain olarak nitelendirileceklerdi çünkü bu Mısır ve Kraliyete bir ihanetti. Üstelik mesele sadece ABD’ye gitmek ya da orada yaşamakla da ilgili değildi. Prenses Fethiye ABD’de tanıştığı kraliyet kanından olmayan ve bir Hristiyan olan Riyad Gali ile evlenmek istiyordu. Nazlı bu evliliğe izin vererek tarafını ya da yaşamak istediği hayatı resmen seçmiş ve Mısır’la bağını koparmıştı. Henüz 4 yıla yakın süredir tahtta olan I. Fuad ile Nazlı’nın oğlu Kral I. Faruk annesini hanedan kayıtlarından silmişti. Nazlı Mısır’dan ABD’ye uzan tehditleri dikkate almıyor ve kızının evliliğinin sonuna kadar destekçisi olacağını belirtiyordu. Müslüman doğan ‘eski’ Kraliçe Nazlı, üzerindeki baskılara Hristiyan olmaya karar vererek karşılık veriyordu. Bu olay, İslam dünyasında ve özellikle Mısır’da büyük bir infiale yol açmıştı. Kral Faruk, tek bir fermanla annesinin ve kardeşinin tüm unvanlarını ellerinden almış ve mal varlıklarına el koymuştu. Nazlı artık bir kraliçe değil, Beverly Hills‘te yaşayan ‘Mary Elizabeth’ isimli bir Hristiyan’dı. Saçlarını ve boynunu süsleyen elmas mücevherler dışında da pek bir maddi varlık sahibi değildi.

Tabii tüm mal varlığı Mısır Kralı olan oğlu tarafından elinden alınmış da olsa, Nazlı oraya mücevherlerini ve yüklü miktarda parasını götürmüştü. Tıpkı kendisi gibi bu mal varlıkları da bir daha dönmemek üzere Mısır topraklarından çıkmıştı. Nazlı bu varlıklara güvenerek ilk yıllarında Hollywood yıldızlarını kıskandıracak bir ihtişam içinde yaşamıştı. 28 odalı görkemli bir malikânede, eski bir kraliçeye yaraşır partiler düzenliyordu. Servetini harcamak konusunda hiç bencil değildi. Her şey o ihtişamlı ve ‘özgür’ hayat için değerdi. Ancak bir yanda da kızı Fethiye ile evlenen damadı Gali, eski Mısır kraliçesinin bu servetine göz dikmiş hesapsızca harcamaya başlamıştı. Hazıra dağ dayanmazdı ki… Nazlı da dayanamadı. Mısır hükümetinin tüm banka hesaplarını dondurması ve oğlu Kral Faruk‘un desteğini tamamen çekmesiyle yüzleşen Nazlı’nın, bir zamanlar sınırsız görünen bu kaynakları hızla tükenmeye başladı. Mary Elizabeth adını aldıktan sonra Vatikan ile dahi yakın ilişkiler kurduğu da iddia ediliyordu. Ancak onu sefaletten ne Mısır kurtarmak isterdi ne de Vatikan… Mücevherlerini birer birer açık artırmalarda satıyor ve geçimini sağlamak için kaynak arıyordu. Ancak Nazlı’nın ya da Mary Elizabeth’in yüzleşeceği tek yıkım parasızlık değildi. Kaynaklarını tüketen damadı kızı Fethiye’yi de tüketiyordu. Mary Elizabeth bir annenin görmeyi hiç istemeyeceği kaderi kızında görüyordu.

İSTEDİĞİ ÖZGÜRLÜK MÜYDÜ? YOKSA KIZI İÇİN Mİ ‘İHANET’ ETTİ?

Riyad Gali kayınvalidesinin maddi varlıklarını tüketirken eşi Fethiye’yi de günden güne tüketiyordu. Büyük bir aşkla başladığı düşünülen bu evlilik, yoksulluk ve alkol sorunları baş gösterdiğinde gerçek yüzünü de göstermişti. Artık bir aşk masalı ya da imkânsız kavuşma hikayesi değil, bir kabustu. 1976’da kâbus yeni bir trajediyle son bulmak üzereydi. Los Angeles‘tan gelen bir ihbar Mısır Prensesi için son sahneyi işaret ediyordu. Riyad Gali, Prenses Fethiye’yi silahıyla vurarak katletmişti. Bu olay, dünya basınında ‘Mısır Prensesi’nin Kanlı Vedası’ diye manşetlerde yer buldu. Mary Elizabeth ise yıkım üzerine yıkım yaşıyordu. Saraylarda lüks içinde yaşadığı, emrinde onlarca insanın çalıştığı, ordulara selam veren o kadın ABD’de adalet ve para arayan bir mağdura dönüşmüştü. Kızının ölümünden sonra bu yaşam mücadelesini sadece 2 yıl daha sürdürebilen Mary Elizabeth, 1978 yılında Los Angeles‘ta, hiç de yaşamak istemeyeceği bir evde hayata gözlerini yumdu.

Holy Cross Mezarlığı’nda bulunan mezarında ‘Mısır’ın Ana Kraliçesi Nazlı Fuad’ ifadesi yer alıyor. Mezar taşında isminin hemen altında ise bir ‘haç’ resmedilen Mary Elizabeth, Mısır sokaklarında isyankar ve hain olarak anılıyor. Ölümünden 37 yıl sonra, 2015’te, Nazlı Sabri’ye ait bazı özel eşyalar tekrar satışa sunuldu. Üstelik de rekor fiyatlara alıcı buldu.

yok

Author: Emre Demir